Diğer Haberler

Celal Fedai, SASGEM’e Konuk Oldu

-REKLAM-

Sakarya Üniversitesi Akademik ve Sosyal Gelişim Merkezi (SASGEM) tarafından düzenlenen Çarşamba Konferanslarının bu haftaki konuğu Dr. Celal Fedai oldu. Fedai, konferansta “Şeytanın Günlüksüz Irgadı” başlıklı kitabı hakkında konuşarak şiir yazımı ve şairlik edimi konularını ele aldı.

Konuşmasına çocukluk hayatının geçtiği köyü anlatarak başlayan Celal Fedai, huzurlu ve mutlu bir çocukluk geçirdiğinden bahsetti. Dedesinin hayatındaki yerini anlatan Fedai, dünyayı anlamasında dedesinin büyük etkisi olduğunu ve eğitimi için köyden şehre dedesinin öncülüğünde taşındıklarını söyledi.

Yüksek lisansını İsmet Özel üzerine yapan Celal Fedai, Özel’le ilk defa üniversitedeyken Erbain kitabını okuyarak tanıştığını ve kitabı başta pek beğenmediğini dile getirdi. Ardından İsmet Özel’le birebir tanışma imkânı bulan Fedai, kendisinden ve en çok da dünyaya karşı duruşundan oldukça etkilendiğini söyledi. İsmet Özel’i bir dağ olarak tanımlayan Fedai, bu dağa tırmanmak için dağcılık eğitimi alınması gerekir diyerek İsmet Özel hakkında çalışma yaparken epeyce zorlandığından bahsetti.

Celal Fedai niçin şiir yazdığını şöyle ifade etti: “Ben şiir yazıyorum çünkü başka bir seçeneğim yok. Ben böyle bir yetenekle donatılmışım ve bunu yapmamak elimden gelmiyor. Bunu yaptıktan sonra da dönüp kendime bakıp ‘ne güzel bir şey yapmışım’ demek doğru gelmiyor. Bakarsam yaptığım şeyin doğasını bozmuş olurum.”

Maddi çıkarlarını gözeterek içinden geldiği gibi değil de insanların istediği şekilde şiir yazan şairleri eleştiren Fedai, o kimseleri “üvey kardeş” olarak tanımladı. Avamlaşmayı okumuşların büyük problemi olarak gören Fedai, okumuş olsalar da insanların yüksek ideallere sahip olmadığını söyledi. Bir şairin şiirlerini okuduğumuzda yaşamında geçirdiği süreçleri, düşmelerini kalkmalarını ve iç dünyasını göreceğimizi sözlerine ekledi.

Konuşmasını gençlerin şiire bakış açısını anlatarak sonlandıran Celal Fedai, gençlere zorla kitap okutmaya çalışmanın bir anlamı yok diyerek sözlerine şöyle devam etti: “Gençlere oku demenin manası yok. Müslümanların ilk emri okumaktır fakat neden az okuyoruz diye tartışırız. Okumanın hiç keyifli bir şey olmadığının farkındayım. Kişi düşünmüyorsa, etrafında neler olup bittiğine bakmıyorsa yazılı bir metni okumasının da hiçbir manası yok. Gençler okuma ihtiyacı hissediyorlarsa okurlar. Ben onları düşünmeye çağırırım, isteyen gelebilir. Ne gençlerin öncüsü olmak isterim ne de gençlere yaltaklanmak isterim. Onlar düşündükleri zaman her şeyin farkına varacaklardır.”

- REKLAM -
- REKLAM -

Son Haberler

Taraklı’nın mimarisini teknik geziyle incelediler

SUBÜ Geyve MYO Mimari Restorasyon Bölümü öğrencileri, Taraklı’ya düzenlenen teknik gezide ilçenin anıtsal ve sivil mimari örneklerini yerinde inceleyerek...